Telefon Numaramız:
0 212 219 44 39

    Hizmetlerimiz

    Düzenli Kilo Vermek

    Diyete başladık ama kilo veremiyoruz.

    Kilo veremememizin altında neler saklı?

    Düzenli kilo vermemiz için metabolizmamızın da düzenli çalışmaya ihtiyacı vardır.

    Bedenimiz temiz olmadan onun düzenli çalışmasını bekleyemeyiz.

    Yaşadığımız doğal ortamla bedenimiz uyum içindedir. Kendisine zararlı olan toksinleri karaciğer, böbrek, bağırsaklar, solunum yolu ve ter ile deriden atarak temizler ve kendini arındırır.

    Modern hayatın sunduğu hazır yemekler ve besin değeri taşımayan yiyecekler, bozulmayı önleyen koruyucular ve katkı maddeleri, kimyasal olarak kirlenmiş hava ve su, hareketli yaşam tarzı ve gelişi güzel kullandığımız ilaçlar insan sağlığının bozulmasına ve acımasızca kirlenmesine neden olmaktadır.

    Vücudun doğal arınma ve temizleme sistemlerinin çalışmaması veya toksinlerin aşırı birikmesi durumunda metabolizmamız yeterli çalışamaz. Bu aşırı toksik yüklenme ile baş etmenin ve sağlığımızı bozmasını engellemenin yolu, toksinlerden arınmanın kirlenmeden birkaç adım önde olmasını sağlamaktır. Bunun için detoks programları ile vücudumuzun doğal arınma mekanizmalarına yardımcı olmak gerekir.Kilo verme çabalarımızın sonuçsuz kalmasının bir diğer nedeni de gıda maddelerine karşı gelişen duyarlılık reaksiyonları olabilir. Gıdanın tüketilmesinin ardından uzun bir süre sonra gelişen geç tipte bağışıklık reaksiyonlarının söz konusu gıda ile ilgili olduğunun farkına varılmasını zorlaştırır. Gıda duyarlılığı reaksiyonları kronik iltihaplanmalara neden olmakta ve metabolizmanın düzenli çalışmasına engellemektedir. Bu süreç sırasında şeker yağa dönüşmekte ve vücut enerji tüketimi azalmaktadır. Bu kişiler çok az kalori almalarına rağmen zayıflayamazlar. Bu süreci başlatan gıda maddelerini tespit ederek ve bu gıdaların tüketilmesini önleyerek hücrelerin yeniden normal bir şekilde enerji kullanımı sağlanmalıdır.

    Günümüzde gittikçe görülme sıklığı artmakta olan şişmanlık sebebi metabolik sendromdur. Amerika Birleşik Devletlerinde yetişkinlerin %22 sinde metabolik sendrom kriterlerine rastlanmaktadır. Metabolik sendrom: karın bölgesinde yağlanma, kanda trigliseritlerde artma, iyi kolesterolde düşme, açlık kan şeker oranında ve tansiyonda yükselme kriterleri ile karakterizedir. Metabolik sendrom tanısı için bu beş kriterden an az üç kriterin bulunması Yeterlidir. Metabolik sendrom kalp damar hastalıkları riskini arttırır. Metabolik sendrom aynı zamanda insülin direnci sendromu olarak da bilinmektedir. İnsülin: pankreasımız tarafından üretilen, başlıca görevi kan şeker düzeyini kontrol etmek olan bir hormondur.İnsülin vücudumuz için enerji depoları oluşturur,yağ depolar. İnsülin fazlalığında yağlanma artar,kilo artışı meydana gelir.Tip 2 diyabet hastalığında da insülin artmıştır, fakat etkili değildir.Sadece yağ dokusu üzerinde depolama etkisi devam ettiği için bu hastalar kiloludur. Metabolik sendrom ya da insülin direnci sendromunda kan basıncının, lipid profilinin düzenlenmesi için birçok tedavi şekli mevcuttur. Burada zor olan şişmanlık tedavisi ve insülin direnci ile başa çıkmaktır. Sağlıklı yaşam konusunda hasta eğitimleri şarttır. Sadece kalori kısıtlamanın yetersiz olduğu diyetlerden kaçınmak gerekir. Diyette bulunan yağ miktarı ve yağın doymamış yağ asitlerinden oluşması çok önemlidir. Egzersiz yaşamımızın bir parçası haline gelmelidir. Çünkü egzersizin insülin aktivitesi üzerinde olumlu etkileri vardır. İlk 3-6 ayda %5-10 kilo kaybı olmaz ise insülin duyarlılığını artırıcı tedaviler başlanabilir.

    Bu arada insülin direncinde yüksek insülin seviyelerine bağlı olarak yağ dokusu içinde östrojen hormonu salgısı artar. Artan östrojen salınımı üreme hormonları arasındaki dengeyi bozması sonucu obezitenin yanı sıra kıllanma artışı ve yumurtalıkların çalışmasının bozulmasına bağlı üreme kapasitesinin düştüğü polikistik over sendromu denilen sendrom görülür. Polikistik over sendromu olan kişilerde diyet programları insülin direnci bakımından dikkatle ele alınmalıdır.

    Menopoz döneminde kadınların % 20 si yaklaşık 4,5 kg ve üstü kilo almaktadırlar. Menopoz ve hamilelik dönemindeki hormonal değişkenlikler şişmanlık riskini arttırmaktadır.Yağ dağılımı değişiklikleri meydana gelmektedir.Özellikle karın bölgesinde yağlanma artmaktadır. Menopoz döneminde fiziksel aktivitede azalma kilo artışının nedenlerinden bir tanesidir. Aynı zamanda metabolizma hızı bu dönemde yavaşça azalmaktadır. Menopoz döneminde ovarların östrojen hormonu salgısının durmasına ve böbrek üstü bezlerinden androjen hormonu salgısının artmasına bağlı olarak göbek ve göğüs bölgesinde yağlanma artışı meydana gelmektedir. Menopozda hormon kullanan kişilerde yapılan çalışmalarda vücut ağırlığında düşünülenin aksine artmadığı hatta düşük kaldığı gösterilmiştir.Diyet yapmasına rağmen zayıflayamayan diğer bir grup da tiroit bezinin yetersiz çalışmasına bağlı hipotiroidi hastalarıdır. Şişmanlık nedenleri arasında hipotiroidi küçük bir oranı oluşturmaktadır. Özellikle ileri yaş kadınlarda görülmektedir. Yorgunluk, soğuğa tahammülsüzlük, eklemlerde ağrı, deride kuruma ve saç dökülmesi sık görülür. Sabahları yüzde özellikle göz bölgesinde ödem karakteristik özelliğidir. Gerekli laboratuar testlerinden sonra tiroid hormonunun yerine konması ile tedavisi mümkündür. Eksikliğin düzeltilmesi ile metabolizma normal çalışmaya başlar ve tüm semptomlarda düzelme görülür. Cushing sendromu denilen böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması sonucu kan kortizol düzeyinin yüksek seyrettiği hastalıkta kilo özellikle karın bölgesinde yoğunlaşmıştır.Kol ve bacaklar incedir. Cushing sendromunda yüz ay dede şeklindedir. Bu rahatsızlığın tespiti uzmanlarca yapılmalıdır.



    Bazı ilaçlar da bizim kolaylıkla kilo almamıza neden olabilir. Kortizon ve türevleri ilaç grupları kilo alınımına neden ilaçların en etkilileridir. Kortizon kullanımı aynı cushing sendromunda olduğu gibi belirtiler verir. Bazı antidepresan ilaçlar sakinleştirici etkileri oranında kilo alınımına neden olurlar. Antipsikotik ve epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların kilo alınımını arttırdığı bilinmektedir. Bu ilaçları kullanan kişiler diyet ile kilo vermede problem yaşayabilirler.



    Görüldüğü gibi diyet yapanların başarısız olması diyetlerini düzgün yapmadıkları anlamına gelmemesi gerekiyor.